FDC 1955

12 Eylül 1955 – Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası

12 Eylül 1955 – Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası

İsfila nr.1844-1847 – Pulko nr.1701-1704 – Michel nr.1440-1443 – Scott nr.1170-1174 – Pulhan nr.1633-1636

İsfila FDC nr.26

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya kalkınma ve İmar Bankası (IBRD)’nin onuncu yıllık guvernörler toplantısının İstanbul’da düzenlenmesi hatırasına Posta İdaremiz 4 puldan meydana gelen bir seri ve ilk gün özel posta damgası hazırlamıştır. Serinin tirajı 100.000 adettir (İsfila, 2016:220). İlk gün tarihli özel posta damgası ile İstanbul Posta merkezinde 3.304 seri damgalanmıştır (Pulhan, 1973:403). Kamer zarfının tirajı 300 adettir (Kamer, 1969:43). Koleksiyonumuzda yer alan İstanbul Filatelist Kulübü zarfında hem IMF hem de IBRD’nin amblemleri toplantının başlangıç tarihini de belirtmek suretiyle bir arada kullanılmıştır. Damga siyah renkli kullandırılmasına karşın İstanbul Filatelist kulübü zarfına mavi renkli olarak uygulanmıştır.

Türkiye’de Düzenlenen Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu Toplantısı

1954 Yılı Eylül ayında Maliye Bakanımız Hasan Polatkan ile Dünya Bankası umum müdürü Eugene Black ve Para Fonu umum müdürü Rooth tarafından imza edilen anlaşma gereğince onuncu yıllık toplantının ülkemizde yapılması kararlaştırılmış ve bu hususta on maddelik bir protokol imzalanmıştır. Daha evvelki toplantıların altısı Washington’da gerçekleşmiştir. 1947’de Londra’da, 1950’de Paris’te ve 1952’de Meksika’da düzenlenen toplantıların onuncusunun İstanbul’da yapılması kararlaştırılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Binalarında düzenlenecek olan toplantı 26 ülkenin Maliye Bakanı ve 58 ülkenin temsilcilerinin katılımı [1] ile 12 Eylül Pazartesi günü saat 10:30’da açılmıştır. Heyete takdim edilen yıllık raporun Türkiye’ye temas kısmında içlerinde mensucat, inşaat malzemesi ve tıbbî ecza istihsal eden fabrikalar bulunan 13 sanayi projesinin tamamlanmasına dair finansman bilgileri yer almaktadır. [2] Toplantının ikinci gününde dünya üretim hacminin artışı değerlendirilip dış borç ödeme güçlükleri, ödemeler dengesi ve konvertibilite meselesine geçilmiştir. Mevcut kur politikasının devam etmesi gerektiği ve bunun sağladığı faydalar üzerinde durulmuştur. Toplantının ikinci oturumunda gelişmekte olan ülkelerin kalkınması ve savaştan zarar gören ülkelerin yeniden imarına ilişkin görüşmeler yapılmıştır. [3] Az gelişmiş ülkelerin [bu kavram 1960’larda “gelişmekte olan ülkeler” şeklinde tashih edilmiştir] üretim ve tüketim seviyelerinin arttırılması yönünde fonun üstleneceği rollere temas edilmiştir. [4] Bu şekilde finansman imkânlarının artık savaş nedeniyle zarar gören memleketlerden gelişmekte olan ülkelere kaydırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Konferansın 14 Eylül Çarşamba günkü toplantılarında Para Fonunun yıllık raporları değerlendirilmiş, “Maliye ve Teşkilât Komitesi” iki gizli oturum düzenlemiştir. [5] Açık oturumda Maliye Bakanımız Hasan Polatkan kongreye Türk delegasyonunun görüşlerini dile getiren bir konuşma metni sunmuştur. Bu metinde Polatkan özetle; dünya ticaretinin sağlam esaslar üzerinde gelişmesinin ve yüksek seviyeli bir ödemeler dengesine ulaşılmasının ancak tüm ülkelerin paraları arasında devamlı bir konvertibiliteye gidilmesi ile mümkün olacağını, az gelişmiş ve kalkınma safhasında olan ülkelerin üretim, ihracat ve satınalma kudretlerinin ancak bu şekilde arttırılabileceğini belirtmiştir. Konuşmasının devam eden kısmında iktisadî kalkınma safhasında bulunan ülkelerin tabiî ve beşerî kaynaklarının işletmeye açılabilmeleri için karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması ve bu konuya özel bir alâka gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır. [6] Türk delegasyonunun bu iki görüşünden ilki hiç bir zaman için gerçekleşmemiş, ancak ikincisi IMF ve Dünya Bankasının aslında 1948 sonrası kendilerine biçtikleri yeni rolü özetlemiştir. Zira, IMF ve IBRD bu dönemde kaynaklarını savaş mağduru ülkelerden, kalkınmakta olan ülkelere kaydırma yönünde eğilim göstermektedir. Zaten süreç de bu şekilde işlemiştir.

Bu toplantıların devam ettiği sırada “Türk parasını koruma hakkındaki 13 sayılı karar” yürürlükten kaldırılmış yerine gerek şekil gerekse muhteva bakımından farklılıklar içeren IMF ve IBRD ile yapılan anlaşma hükümlerine göre yeniden düzenlenen 81 maddeden ibaret “14 sayılı karar” 15 Eylül Cuma günü resmî gazetede yayınlanıp yürürlüğe girmiştir. [7] Toplantının beşinci gününde 100 milyon dolar sermayeli bir korporasyonun (IFC) kurulması kararı alınmıştır. [8] IFC’nin amacı özellikle az gelişmiş üye ülkelerdeki verimli özel teşebbüsün gelişmesini teşvik etmek suretiyle iktisadî gelişmeye yardımcı olmaktır. Böylece devlet garantisi taşımayan özel sektör girişimcilere de finansman imkânı oluşturulmuş olacaktır. Çünkü IBRD yapısı gereği devlet garantisi taşımayan yatırımların finansman ihtiyacını karşılamamaktaydı; böylece bu açık kapatılmış ve IFC ile kaynaklar özel girişimcilere de açılmış olmaktadır.

Nitekim Dünya Bankası ikinci başkanı Robert L. Garner’ın IFC’nin yapısını açık bir şekilde ortaya koyan sözleri şu şekildedir: “IFC bir finansman ajansıdır… sadece özel teşebbüsü destekleyecektir. Herhangi bir devletin sahip olduğu veya işlettiği bir teşebbüsü desteklemek kurumun amaçlarına aykırıdır…” [9]

Konferans yapılan kapanış konuşmalarının ardından 15 Eylül Cuma günü tamamlanmıştır. [10]

Bretton Woods, IMF ve IBRD

İkinci Dünya Savaşının henüz devam ettiği 1 Temmuz 1944 tarihinde Birleşmiş Milletler Para ve Maliye Konferansı ABD’nin New Hampshire eyaletinin Bretton Woods kasabasında toplanmıştır. Türkiye dâhil 44 ülkenin bir araya geldiği bu konferans üç hafta aralıksız çalışarak iki önemli malî teşkilâtın kuruluşuna ilişkin son düzenlemeleri gerçekleştirmiştir. [11] Bretton Woods ikizleri olarak da bilinen bu kuruluşlardan birisi Uluslararası Para Fonu (IMF), diğeri de Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankasıdır (IBRD). IMF’nin görevi uluslararası para sisteminin istikrarını desteklemek iken, IBRD başlangıçta Avrupa’nın savaşta yıkılan ekonomilerinin yeniden imarına yönelik çalışmalar yapmış, sonrasında tümüyle azgelişmiş ülkelerin kalkınmalarına dış finansman ve teknik yardım sağlamıştır. [12]

Bretton Woods Konferansında alınan kararlar ikinci dünya savaşından sonra uygulanan para sistemine yön vermiştir. 1944-1973 yılları arasında uygulanan bu para sisteminde yer alan ülkeler, paralarının dış değerini ABD doları türünden tanımlamış, ABD de para birimini sabit bir fiyattan altına bağlamış ve bu değişmez fiyattan diğer ülkelerin merkez bankalarına altın satmayı kabul etmiştir. Bu şekilde sistem içindeki her ulusal para doların aracılığı ile altına bağlanmış olmaktadır. Altın standardı olarak bilinen bu uygulama her ne kadar değişmez bir kur sistemi gibi görünse de ülkeler ulusal paralarının dolar karşısındaki değerini zaman zaman ayarlayabiliyorlardı. [13] Kur ayarlaması %10’u geçmeyecek şekilde yapılabiliyordu. Buna ayarlanabilir sabit kur sistemi adı verilmektedir. 1973 Mart ayında bu sistem yıkılmış ve daha esnek bir kur sistemine geçiş yapılmıştır.

27 Aralık 1945 tarihinde yürürlüğe giren IBRD’nin merkezi Washington’dadır. Banka 25 Haziran 1946 tarihinde çalışmalarına başlamıştır. Türkiye IMF’ye olduğu gibi IBRD’ye de 19/2/1947 tarihli ve 5016 sayılı kanunla katılmıştır.

Fakat bu görünen yüzünün yanısıra IMF ve IBRD’nin arka plânlarına baktığımızda, şunu görmemiz de mümkündür: Gerek IMF’nin gerekse IBRD ve Dünya Bankasının ortak amaçları dünya ticaretinin serbestleşmesidir. İkinci dünya savaşına girip de ülkesinde (Pearl Harbour hariç) savaş ve yıkım yaşamayan tek ülke ABD’dir. Dünya ticareti serbestleştirilirse yıkım yaşayan avrupa, ABD için açık bir pazar hâline gelecektir. Bu kuruluşların ikinci dünya savaşının hemen akabinde, ABD tarafından kurulması çok da tesadüf değildir. Zaten bu savaşın ardından ABD dünyanın hâkim gücü hâline gelmiştir. Bunu sağlayan ise ekonomik güç yani pazarın genişlemesidir. Günümüzde ise gelişmiş avrupa ülkelerinin üretim hacmi çok yüksektir. Bu üretim hacminin devamlılığı ve bu ekonomilerin ayakta durabilmesi için üretilen malların satılabilmesi gerekir. Bu malî kuruluşlar ödeme güçlüğü çeken ülkelere krediler vererek, ödemeler bilançosu dengelerini koruyarak ve dünya ticaretinin serbestleşmesi politikalarını destekleyerek varolan pazarı korumak ve genişletmek amacını güderler. Bu çevre-merkez ilişkisidir. Çünkü merkezin ayakta durabilmesi için çevrenin pazar konumunu koruması gerekir.

________________________________
[1]26 Maliye Nazırının iştirak edeceği toplantıCumhuriyet Gazetesi, 12 Eylül 1955, s.1, 3.
[2] Mazhar Kunt, “Dünya Bankası ve Para Fonu konferansı başladıCumhuriyet Gazetesi, 13 Eylül 1955, s.1, 5.
[3] Mazhar Kunt, “Para Fonu Konferansında Türk Görüşü AçıklandıCumhuriyet Gazetesi, 14 Eylül 1955, s.1, 5.
[4] “Para Fonu Kongresinde mühim kararlar alınıyor” Milliyet Gazetesi, 14 Eylül 1955, s.1, 3.
[5] Mazhar Kunt, “Para Fonu Konferansında dünkü çalışmalarCumhuriyet Gazetesi, 15 Eylül 1955, s.1, 5.
[6] Konuşmanın tam metni için bkz: “Para Fonu Konferansı iki gizli oturum yaptı” Milliyet Gazetesi, 15 Eylül 1955, s.7.
[7]Kimler döviz alabilecekCumhuriyet Gazetesi, 16 Eylül 1955, s.1, 5.
[8] Mazhar Kunt, “Milletlerarası Finans KorporasyonuCumhuriyet Gazetesi, 16 Eylül 1955, s.1, 5.
[9]Para Fonu Kongresi bugün kapanıyor” Milliyet Gazetesi, 16 Eylül 1955, s.1.
[10]Para Fonu Konferansı çalışmalarını dün bitirdiCumhuriyet Gazetesi, 17 Eylül 1955, s.1, 5.
[11] Gül Günver Turan, Uluslararası Para Sistemi – dünü ve bugünü, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 205, Ankara: 1980, s.89-90.
[12] Nevzat Güran, İsmail Aktürk, Uluslararası İktisadî Kuruluşlar, Karınca matbaacılık, İzmir: 1995, s.27, 87-88.
[13] Erdoğan Alkin, Uluslararası Ekonomik İlişkiler, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Yayın No: 404, İstanbul: 1978, s.24.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir